FÖÖAL

FÖÖAL Follow

Fethiye Ömer Özyer Anadolu Lisesi Kütüphanesi
İletişim için DM ya da E-posta 📧📩

906 Followers  1,004 Follow

Share Share Share

Simyacı, İspanya'dan kalkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago'nun masalsı yaşamının öyküsü. Ama aynı zamanda bir "nasihatnâ­me"; "Yazgına nasıl egemen olacaksın? Mutluluğunu nasıl kuracaksın?" gibi sorulara yanıt arayan bir yaşam ve ahlak kılavuzu. Mistik bir peri masalına benzeyen bu romanın, dünyanın dört bir yanında bunca sevilmesinin gizi, kuşkusuz bu kılavuzluk niteliğinden kaynaklanıyor. 
Simyacı'yı okumak, herkes daha uykudayken şafak vakti uyanıp, güneşin doğuşunu izlemeye benziyor.
.
.
"-Neden yüreğimi dinlemek zorundayım?
- Çünkü onu susturmayı hiçbir zaman başaramazsın!"
Hayalet kalp
Suzy kendini, her şeye yabancı hissediyordu. Çünkü tek yakın arkadaşı Franny'yi bir kazada kaybetmişti. Franny boğulmuştu ve Suzy'nin kötü biten arkadaşlıklarını telafi etmek için başka bir şansı olmayacaktı. Suzy, bu trajedinin sebebinin nadir gerçekleşen bir denizanası sokması vakası olduğuna ve bazı şeylerin durup dururken olamayacağına ikna olmuştu. Bunun üzerine hayal dünyasında sessiz bir inzivaya çekilerek teorisini kanıtlamak için bir plan hazırlamıştı. 
Bu plan Suzy'nin o güne kadar beslediği tüm korkularından sıyrılmasını ve önüne çıkan tüm engellere karşı koymasını sağlayacaktı. Önünde denizanalarıyla, evrene dair mucizelerle, yeni arkadaşlıklarla ve umutla dolu, kalpleri sızlatacak kadar içten bir yolculuk vardı.
10 numaralı kamara
seyahat yazıları yazan gazeteci Jo Blacklock on kamaralı lüks bir gemiyle Londra’dan Norveç’e yolculuk eder. Başta her şey şahane gözükür. Kamaralar konforlu, akşam yemekleri şaşaalı ve misafirler seçkin kimselerdir. Fakat günler uzar, gökyüzü kararır ve sert dalgalar gemiyi döverken bir gece Lo korkunç bir olaya tanık olur: Yan kamaradaki kadın, gemiden denize atılmıştır. 
Cinayeti aydınlatmaya çalışan Lo, hiçbir şey olmamış gibi davranan yolcular ve görevlilerle mücadele ederken aynı zamanda kendi zihniyle de mücadele eder...
Dostoyevski bu eserinde, sara hastası, dürüst ve açık bir insan olarak yaşamanın zorluklarına değinmekte ve toplumun ne kadar ikiyüzlü bir sistem üzerine kurulduğunu göz önüne sermektedir.Romanın kahramanı Prens Mışkin, saralıdır. Tedavi gördüğü İsviçre’den döndüğünde elindeki giysi çıkınından başka hiçbir şeyi yoktur. Yaşamı kendi iç dünyasını seyre dalmakla geçmektedir. İnsanlarla her türlü alışverişten arınmıştır. Budalalık derecesinde iyi olan Prens Mişkin, tam bir ermiş kişidir, sevmekten başka bir şey gelmez elinden. Müthiş bir zeka sahibidir. Çevresindekiler, onu her zaman yadırgarlar, ama onsuz da edemezler. Kendisi de saralı olan Dostoyevski, romanının kahramanına kendi kişiliğinden pek çok şey koymuştur. Prens Mişkin’in anıları, aslında Dostoyevski’nin anılarıdır. #budala #dostoyevski #edebiyat
1940'lardaki 'reel sosyalizm'in eleştirisi olan bu roman, dünya edebiyatında 'yergi' türünün başyapıtlarından biridir.
▪▪▪ Hayvan Çiftliği'nin kişileri hayvanlardır. Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçirirler. Amaçları daha eşitlikçi bir topluluk oluşturmaktır. Aralarında en akıllı olanlar domuzlar; kısa sürede önder bir takım oluştururlar, devrimi de onlar yolundan saptırırlar. Ne yazık ki insanlardan daha baskıcı, daha acımasız bir diktatörlük kurulmuştur artık. ▪▪▪
"..İçeride on ikisi de öfkeyle bağırıyor, on ikisi de birbirine benziyordu. Artık domuzların yüzlerine ne olduğu anlaşılmıştı. Dışarıdaki hayvanlar, bir domuzların yüzlerine bir insanların yüzlerine bakıyor; ama onları birbirlerinden ayırt edemiyorlardı.."
Seldacım gizemcim...englisch lehrerin...
Firdevscim docktorcum...
Galileo Galilei’nin ölümünden tam 200 yıl sonra doğan İngiliz fizikçi Stephen Hawking’in bu kitabı 1988 yılındaki ilk basımından bu yana geçen yıllar içerisinde bilimsel yazın alanında bir başyapıt konumu kazandı. •

Yıldızlı bir gece kadar düşündürücü ve dikkat çekici bir manzara bulmak zordur. 
Kozmosun pırıltısı bizi evrenin en derin sırlarını düşünmeye zorlar.
Zamanın Kısa Tarihi , evreni yöneten yasaları anlamanıza yardımcı oluyor. Basit bir dille yazılmış kitap, evrenin nasıl var olabildiğini, her şeyin nasıl başladığını ve gelecekte neye benzeyeceğine dair cevaplar arıyor. “Uzay ve zaman evrende olan her şeyi etkilemekle kalmaz, aynı zamanda her şeyden etkilenir de.”
"... size yaşamımın sadece bir gününü anlatacağım ; diğer günlerin benim için bir önemi yok , başkalarının da ilgisini çekeceğini sanmam." "... bana inanın, katlanılmaz bir şey bu; insanın yaşadığı müddetçe hayatındaki tek bir olaya, tek bir güne kilitlenip kalması." Zweig bu hikayesinde , adeta bir psikolog edasıyla , bir kadının yaşamını değiştiren yirmi dört saatlik deneyimi kısa ve yoğun şekilde anlatır. Bu yirmi dört saatlik deneyim insan zihninin sırlarına ermiş yazarın kaleminde olağanüstü bir anlatıya dönüşür.
"Benim için sevmek bir başka insanın vücudundan, ruhundan bir parça hükmüne girmek, onunla beraber gülüp ağlamak, ıstıraplarını paylaşmak demekti."
.
.
Reşat Nuri Güntekin’in 1928 yılında Osmanlı Türkçesi ile yayımlanan bu eserinde, çalışkan, başarılı ancak zaaf gösterenlere karşı acımasız olan Zehra öğretmen ile babası Mürşit’in dramatik yaşam öyküsünü anlatıyor. İdealist, genç bir Mülkiyeli olan Mürşit’in iş, sosyal ve özel hayatında yaşadıkları, uyumsuz ilişkilerini anlatırken, dönemin memuriyet hayatına dair ipuçları veriliyor.
Piyon olmak da senin elinde, şahın yanındaki vezir olmak da... Ülkede insanlar 17 yaşına değdiklerinde zorunlu bir sınava tabii tutuluyor ve 1 ile 6 arasında bir puanlama sistemiyle alınan puan enselerine işleniyor. 1 alanlar direkt öldürülüyor ve 6 alanlar ise hükumete hizmet veriyor. Ayrıca bir de hükumet ailesinin ensesine işlenen puan var o da 7. Başkarakterimiz Katty, talihsiz bir sınav sonucu 3 puan alıyor ve ensesine işleniyor. Kötü hayatı kabul eden Katty, hayatında almayacağı bir teklif alıyor ki o da başbakan tarafından edilen bir teklif. Başbakan tarafından yapılan teklif ise şu: " Eğer kabul edersen 7 numara olabilirsin. " Hayatının en büyük teklifini alan Katty kabul ediyor ve başına akıl almayacak olaylar geliyor. Kitap zaten aksiyon ve heyecan ile başlıyor devamında süregelen tüm olaylar böyle devam ediyor.
FRİDA KAHLO |Aşk ve Acı - Rauda Jamis
20. yüzyılın popüler ikonlarından ressam, devrimci ve feminist Frida Kahlo’nun eserleri sürrealist olarak tanımlansa da kendisi bu tanımı, “Ben sürrealist bir ressam değilim. Asla hayallerimi resimlemedim. Yalnızca kendi gerçeğimi resimledim” diyerek reddetti. Sanat tarihinde ilk kez bir kadın, yalınlığı ve sakinliği acımasız denebilecek bir içtenlik ve “rahatsız edicilik”le  dile getirdi. "Beni anlamadın demeyeceğim. Beni anladın. Zaten en dayanılmaz acı buydu. Sen beni anladın. Anladığın halde canımı yaktın.”