FÖÖAL

FÖÖAL Follow

Fethiye Ömer Özyer Anadolu Lisesi Kütüphanesi
İletişim için DM ya da E-posta 📧📩

975 Followers  930 Follow

Share Share Share

Birbirlerini tanımayan 10 kişi, Zenci Adası'nda yemeğe davet edilir. Davetliler adaya ulaştıktan bir süre sonra ev sahibinin adada olmadığı ortaya çıkar. İşin ilginç yanı evdeki hizmetçiler ada sahibini daha önce görmemiş ve onlara verilen talimatlardan başka hiçbir şey bilmemektedirler. Geçmişlerindeki karanlık sırlardan başka hiçbir şeyleri olmayan bu insanlar adada mahsur kalmıştır. Konuklar bir süre sonra gizledikleri karanlık sırları birbirlerine anlatırlar. Ve teker teker ölmeye başlarlar...
HAFTANIN KİTABI

Bir yolcu gemisinde yolcular arasında bulunan bir milyoner, dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic, ücret karşılığı bir parti satranç oynamayı önerir. İkisinin oyununu izleyen Avusturyalı Dr.B oyun sırasında kendini tutamayıp onların oyununa karışınca, şampiyonla karşılaşması önerilir kendisine. Gestapo tarafından bir otel odasına kapatılan, oyalanacak hiç bir şeyi olmadan, bu odada uzunca bir süre tek başına kalan, yalnızca sorgulama için bu odadan çıkartılan Dr.B bir gün, rastlantı sonucu gizlice eline geçirdiği bir satranç kitabından bu oyunun bütün inceliklerini öğrenmiştir. Satranç tahtası ve taşları yoktur, ancak, önce ekmek içinden yaptığı satranç taşlarıyla sonra da tümüyle belleğinde oynayarak kurumsal bir satranç ustası olup çıkar. Ancak bu tutkusu yüzünden sinir krizlerine beyin ağrılarına yakalanır.
Dickens'ın 'yazdığım en iyi hikaye' dediği bir başyapıt İki şehrin hikayesi...
Paris'te suçsuz yere 18 yıl hapis yatıp akıl sağlığını yitiren Dr.Manette geçmişten bir dostunun yardımıyla, öldüğünü zanneden kızı Lucie'ye kavuşur.
Londra'da baba-kızın yeni bir yaşam kurmaları; sevgi, saygı,dostluk ve özveriyle örülmüş bu yaşamın 5 yıl sonra vatana ihanet suçundan yargılanan Charles Darnay için Paris'teki mahkemeye tanık olarak çağırılmasıyla değişmeye başlar.
Aristokrat bir aileden gelmesine rağmen her zaman ezilen ve hor görülen halkın yanında yer alan Darnay ve onun hiçbir şeyi takmayan avukatı Sydney Carton'un yolları Lucie'ye duydukları aşk yüzünden kesişir. "Değişiklik , yüksek sınıftakilerin kaybolmasından ziyade düşük sınıfların keskin hatlı tuhaf yüzlerinin ortaya çıkmaya başlamasıydı.".
Semerkant, Dünya'nın ezelden beri Güneş'e çevirdiği en güzel yüz.

Amin Maalouf, Doğu'ya İran'a bakıyor.
Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ının çevresinde dönen iç içe iki öykü.. 1072 yılında, Hayyam'ın Semerkant'ında başlayan ve 1912'de Atlas okyanusu'nda bit(mey)en bir serüven.. Bir elyazmasının yazılışının ve yüzlerce yıl sonra okunurken onun ve İran'ın tarihinin de okunuşunun öyküsü...
''Hiçbir şeye şaşırma, hakikatin de insanların da iki yüzü vardır. ''
HAFTANIN KİTABI
"Yalnızca... Çocuklar ne aradıklarını biliyorlardı.." Çocuklundan beri büyüklerin yaratıcılığının ve hayal dünyasının olmamasından şikayetçi bir Pilot; ve çıktığı gezide,geçirdiği kaza sonrası tanıştığı, Küçük Prens'in hikayesi.. Henüz altı yaşındayken ona parlak bir gelecek sunacak resim sanatından büyükleri yüzünden vazgeçen kahramanımız bu sefer pilotluğa merak sarar. Aradan yıllar geçer ve hedefine ulaşmış olur. Çıktığı bir gezinti sırasında uçağının arızalanması sebebiyle kaza geçirir ve bir yerde mahsur kalır. Ve Küçük Prens'in sesi sayesinde uyanır. Küçük Prens ondan bir koyun çizmesini ister. Defalarca çizer bizim pilot. Küçük Prens en sonunda resmi beğenir ve ona kendi öyküsünü anlatmaya başlar.. Küçük Prens birçok yer gezmiş çeşitli yerlerde yaşamıştır. En son gezdiği yerde, dünyada, tilkiden aldığı sırrı açıklar ona;
"Hoşça git dedi tilki." "Vereceğim sır çok basit:
İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez."
Küçük Prens unutmamak için tekrarladı:
"Gerçeğin mayası gözle görülmez."
Dudaktan Kalbe, ,Reşat Nuri Güntekin ’in 1925'te yazdığı bir romanıdır.  Roman, aşk acısı çeken ve tekrar aşık olmayacağını, aşkın bir daha dudaktan kalbe inmeyeceğini felsefe edinmiş bir gencin öyküsünü dile getirir. Hüseyin Kenan gençliğini mutsuz geçirmiş bir çocuktur. Babası öldüğü için dayısı tarafından büyük bir disiplin içinde büyütülmüştür.  Annesinin dükkânını satarak Avrupa'ya müzik eğitimi almaya gitmiş ve başarılı bir kemancı olmuştur.  Lamia kimsesiz bir genç kızdır ve Kenan'ı görmeden müziğine âşık olmuştur. Kenan dayısının ısrarlarına dayanamayıp Türkiye'ye gelir ve Lamia'yla tanışır. Lamia ya çocuk gözüyle bakan Kenan ona 'kınalı yapıncak' adını koyar ve Lamia’ya âşık olur. Fakat Lamia onun aşkına inanmayınca ortaya imkânsız aşk çıkacaktır. Kitapta yanlış yer ve zamanda yaşanmış bir aşkın, verdiği acılar göz önüne seriliyor. "Ayrılık, kuvvetli aşkları büyütür, hasta olanları büsbütün öldürür."
"Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder; çünkü, her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır."
Montaigne'nin yazmış olduğu bu kitap, yaklaşık 450 yıl kadar eskiye dayanmasına rağmen gününümüzde okunurluğunu hala korumakta. "Kendini Tanı" ve "Ne Biliyorum?" gibi temel sorular üzerinden yola çıkan Montaigne, 1571 yılında kitaplarıyla beraber çiftliğine çekilerek eserini oluşturmaya başlamıştır. 16.yy'da serbest düşünmek, babadan kalma düşünce kalıplarından sıyrılmak Amerika'yı keşfe gitmek gibi bir iştir. Montaigne ise bunu başarmış bir şahsiyet!
Kitaptan öğrenilecek, alıntılanacak birçok şey mevcut. Hangi yaşta olunursa olsun mutlaka okunması gereken bir kitap.
Sevgiyle ve okumayla kalın...
Ateşböceği Yolu, kardeşlik kadar ilerlemiş bir dostluğun romanıdır. Ana karakterlerdenTully, büyükannesi tarafından büyütülmüş bir kızdır. İçki ve alkol bağımlısı olan annesi onu bir çok kere terk etmiştir. Tully, annesiz büyüdüğü için bir yanı hep eksik kalmış ve bunun yükünü omuzlarında taşımıştır.
Kate ise, ailesiyle beraber sevginin eksik olmadığı bir evde büyümüştür. Ancak Kate, dışarıda ve okulda içine kapanık ve arkadaşlık kurmakta zorlanan bir kız olmuştur. Bu iki zıt karakterin bir gün yolları kesişir ve gün geçtikçe birbirlerinin ayrılmaz bir parçası olurlar. Zamanla dostlukları daha da sağlamlaşacaktır ama kader onlara oyunlarını oynayacaktır... .
"Bir at gecede yaşlanıp sakatlanabilirdi. Bir arkadaş da aynı hızda yabancıya dönüşebilirdi."
"Bazen seni tamamlayacak olan şey için savaşman gerekir."
Oku...
Uğurlar olsun büyük usta...
Ünlü bir psikiyatrist merakı yüzünden kış uykusundaki canavarı uyandırır ve insan avının başlamasına sebep olur… Genç ve güzel bir kadın sevdiği adamı korumak için ruhunu şeytana satar…Ve polisler; büyük bir yapbozun parçaları gibi birbiriyle alakasız görünen cinayetleri çözmek için katile adım adım yaklaşan tek kişinin peşine düşerler…
Mario Mazzanti'nin kaleminden sürükleyici bir gerilim polisiye kitabı. "Suçlunun kim olduğunu tahmin etmeniz hiç de kolay olmayacak!"
Kitabın adı olan Sevdalinka, Bosna-Hersek’in geleneksel müzik tarzına verilen addır. Boşnakların halk müziği olarak bilinir. Boşnak dilinde aşk şarkıları anlamına gelir.

Ayşe Kulin, bu kitabı yazarken, tarih boyunca farklı milletler boyunca sürekli soykırıma tabi tutulan Boşnak halkının çektiği acıları Türk halkına tanıtabilmeyi amaçlamıştır. Sekiz yüz yıllık Boşnak tarihinin en kanlı dönemini bir gazetecinin kendi iç dünyasıyla harmanlayıp sunan yazar bize insanlığımızı da sorgulatıyor. Savaşlar insanları ne kadar geri götürüyor, ruhumuzdan hangi parçaları kaybediyoruz? Savaşta bir şeyler kaybetmek için ortasında kalmamıza gerek yok. 
Okurken tüylerinizi diken diken edecek bir vahşeti olanca çıplaklığıyla okuyacaksınız. Savaşın vereceği en büyük zararların ve siyasetin kirli dünyasında gezinirken ayaklarınıza camlar batıyormuş gibi hissedeceksiniz. Siyasetin çirkinliğinden başka bir şeyinden faydalanmadığımızı yeniden göreceksiniz. Dediğim dedik insanların sayesinde dünya üzerindeki topraklar en çok kanla yıkandı ne yazık ki.