aynuruluc.art.page

aynuruluc.art.page Follow

artist, author, poet, illustrator, pharmacist

http://aynuruluc.com/

1,379 Followers  811 Follow

Share Share Share

nevzat karakış'ı dinlemeyi nasıl ama nasıl çok özlemişiz
insanın içindeki canlı noktaya yönelip onu beslemeye çalışması öncelikle kendi için önemli, sonra temas ettikleri için,

olan biten kötü şeylerle de görüp devam etmek yolculuğuna.... ne sorumluluk almak gereğinden çok; çünkü bu kendine güzelleme olur ben çok iyiyim dip mesajı... ne de sorumsuz olmak... kendinde kalmak; duru bir yaprak gibi.

elbette her olan bitende payımız vardır:) aynur uluç
"Üretenin kadını erkeği olmaz üretmek yaratıcılık bir yetenek işidir. Ama dünya kadınlarla daha güzel," şeklinde bir yorum aldım son yaptığım çağrıya.. yorum sahibi kendi adına duygusunda samimi. ve ne güzel bağlamış oradan anlıyorum.. iyi oldu bu yorum bana konuyu açma imkanı verdi ... yetenek geliştirilebilir bir şeydir o yüzden kadında erkekte herkeste vardır diye düşünürüm ben, en fazla yatkınlık, meyil gibi zeminsel açıklamalar yapılabilir ama konunun burasında çok oyalanmadan kadın erkek kısmına geçelim şimdi..
bu çağrıyı yaparken yola çıkma niyetimiz, ayrım yaratmak değil asla ve temelde kadın erkek çocuk herkesi biricik olduğu konusunda oluşacak farkındalığı desteklemekten yana. kadınlarla ilgili pozitif ayrım yapmamızın elbette bir sebebi var.. bu çağrı kadınsal üretimleri bir albümde toplayalım çağrısı ile başladı ve aslında ben başlatmadım renkli kadınların ihtiyacından doğmuştu ben oradan el alıp yürütenlerden birisiyim. . ben yapıyorum gibi algılanırsa bu büyük haksızlık olur bu konuda çalışan tüm kadınlara.. albüm diye düşünmüştüm başta.. ama sayfalarınızda çoğaltın demeye dönüştürdüm sonra dili... çünkü konu benim albümümle sınırlı bir dert değil ki.. yaşamın her alanında kadınların kendilerini ifade eden yazan çizen paylaşımları çoğalmalı. bu bilinç yaygınlaşmalı ki yaşama girsin.. albümde yaptığımız ilk çağrı şuydu: "çağın tüm karmaşaları her zaman, her zaman güzellikleri ötelemeye sebep oluyor. ne zaman bir şey yapacak olsak "şimdi sırası mı" diye diye kadınların özgün tüm var olma çabalarını öteliyorlar. tam sırası....çiziyoruz, yazıyoruz, okuyoruz, izliyoruz, şarkı söylüyoruz...o halde bizi yazalım, bizi çizelim; kimseleri beklemeden :)" bu ötelenmeyi bu zorla var oluş çabasını ben kendim de bizzat yaşadım. ne yapsak ne önersek hep daha önemsiz oldu erkeklerin dünyasında. hep öncelikli şiirleri okuyacak olanlar onlar oldu.. en önemli konulara onlar karar verdi hep, bizi böcek çiçek soft konularla uğraşan canlılar olarak gördüklerini anladık bakışlarında.. ve dünya meseleleri hep özde erkeklerinmiş de kadınlar yardımcı roldelermiş gibi şekillendiriliyor maalesef aydın çevrelerde bile... yanlış anlaşılmasın; yaygın pratik işleyişte böyle..
hanımlar gelin, üretimler yapalım. sayfalarınız kendi üretimlerinizle dolsun.. bir uzatın o maharetli ellerinizi. kendinizi çizin yazın fotoğraflayın çeşit çeşit. kendi modeliniz olun.. abartın önce iyice bir... elinizi içinizdeki renge batırın. öncelikle çağrıyı çoğaltın tabii ))
"Kızlar yetiştiriyorum yabancı. Erguvan ağaçları gibi. Erguvanların kıymetini bilmeyen ve mineleri görmeyen erkeklerden uzak durmaları için uyarıyorum onları. Onlara şarkı söylemeyi, şiir yazmayı, çiçeklerden yemek yapmayı ve kılıç sallarken tanrılar gibi zarif olabilmeyi öğretiyorum. Alt etmekten keyif almayı, karacalar gibi koşmayı, yunuslar gibi yüzmeyi ve Fenikeli kadınlar gibi dans etmeyi öğretiyorum. Büyüleri öğretiyorum onlara. Kız kardeşleriyle yaptıkları büyülere güvenmeyi." Düğümlere Üfleyen Kadınlar *Ece Temelkuran
Resim: Aynur Uluç
karbeyazsa ölüm
rüzgâr ne renktir

resim-fotoğraf-model-şiir: aynur uluç
resim: aynur uluç

#arts #artist #art🎨 #arte #Woman #human #colorful #abstract #aynuruluç #AynurUluç #freedom #sanatheryerde #Sanat #sanatçı #kadın #özgürlük #diriliş #resim #Creative #drawing #draw #tema #flowers #flower #central
fineart'ın düzenlediği bir sergi var şu ara, let ışıkları ile özel fondan aydınlatma ile çekilen fotoğraflardaki ışık ögelerini birebir görmek mümkün.  türkiye.de ilk kez yapılan sergi için özel hazırIık gerekti. türkan saylan kültür merkezine bugünlerde yolunuzu düşürün.
canım annem örmüştü bu battaniyeyi

#AynurUluç #yazar #azgittimçokdöndüm #Kibele #bookshelf #books #bookstagram #aynuruluç
gözlerimi alamıyorum
DÜNYA HASSAS KALPLER İÇİN BİR CEHENNEMDİR! “Torino'da 1889'da hayatının dönüm noktasına yürüdüğünü bilmeyen Nietzsche, şehri dolaşırken bir faytoncunun atını kırbaçladığını görür. At o kadar yorgundur ki kırbaç darbelerine tepki veremez halde yere çökmüştür. Nietzsche, koşarak atın yanına gider, boynuna sarılır, ağlayarak ata bir şeyler söyler, bilincini yitirir ve bayılır. Bayılmadan önce ata ‘Anne, senden özür dilerim’ veya ‘Anne, ben bir aptalım’ dediği rivayet edilir. Bu olaydan sonra tam on yıl kimseyle konuşmaz, dengesiz davranışları artar, akıl hastanesine yatırılır ama asla eskisi gibi olamaz. ️ 
Dostoyevski benzer bir olayı Suç ve Ceza'da Raskolnikov'un uykularını kaçıran en büyük kabusu olarak bir çocuğun çaresizliğiyle anlatır. Raskolnikov küçük bir çocuktur. Bir arabacı yorgun yürüyemeyecek halde ki atını; hiç acımadan, çekemeyeceği kadar insanla dolu arabayı çekmesi için kırbaçlar ve yanındakiler de onunla birlikte ellerine geçen her şeyle ata vururlar. Küçük bir çocuk olan Raskolnikov ata sarılır, ağlar yardım ister ama kimse ona yardım etmez. En sonunda arabacı herkesin gözü önünde atı vahşice öldürür. Yaptığından kendisi ve onunla birlikte olanlar büyük keyif alırlar.

Milan Kundera Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği kitabında Nietzsche'nin olayını şöyle değerlendirir. ‘Gerçek insan iyiliği, ancak karşısındaki güçsüz bir yaratıksa bütün saflığıyla özgürce ortaya çıkabilir. İnsan soyunun gerçek ahlaki sınavı, temel sınavı (iyice derinlere gömülmüş gözlerden uzak sınavı) onun merhametine bırakılmış olanlara davranışlarında gizlidir: Hayvanlara...Ve işte bu açıdan insan soyu temel bir yenilgi yaşamıştır. O kadar temel bir yenilgi ki, bütün öteki yenilgiler kaynağını bundan almaktadır.’ Nietzsche ve Dostoyevski, insanların anlam veremedikleri merhametsizliği karşısında çaresiz kalıp, insanlardan uzak durmayı tercih etmişler.

Goethe bu çaresizliği şöyle tanımlar:
Dünya Hassas Kalpler İçin Bir Cehennemdir!..” (Alıntıdır)
gözlerim acıyor sızarken keder
dikeni yeniden doğururken basenlerimde

aynur uluç

#photography #Photo #fotoğraf #tespit #gözlem #yakalamak #çocuklar #fakirlik #açlık #yoksulluk #para #aynuruluç #AynurUluc #photos #photobook #author #poet #poem #şiir #gallery #edebiyat #foto #kadın #gözlerim #acıyor #keder